NELER YEMİŞİZ ?

Geçen gün Japon yemekleri yapan bir restorana gittik yine. Bu restoranın özelliği yemeklerinin ev yemeği tadında olması ve taze malzemelerle siz sipariş verdikten sonra pişmesiymiş. Fiyatları gayet uygun ve yemekleri çok lezzetliydi.

Bu benim yediğim yemek. Sebze ve salataların üstünde  çok lezzetli bir sosla pişirilmiş tavuk. Bu tarz set halinde yani, ana yemek, pilav, miso çorbası ve turşudan oluşan yemekler çok popüler. 

Bu da eşimin yediği yemek. Sağ üstteki kızarmış et, altında salata ve pilav var. Büyük dikdörtgen tabağın içindekiler de ''Udon'' denilen kalın erişteler. Bu resmi yemeği yemeden çektim, yani udonlar biraz seyrek bir şekilde servis ediliyor. Sol üstteki küçük sürahimsi kapta udonu içine bandırdığınız sosu var. 

Hepsi çok lezzetliydi, gördüğünüz gibi Japonya'da her damağa uygun yemek var. Bana ''Ay orda ne yiyorsun?'' diye soranlar çok oluyor, inanın Japonya'da bizim damak tadımıza uygun yemekler bulmak hiç de zor değil.


EN SON OKUDUĞUM - # 3

Bu kitabı yaklaşık 5 - 6 yıl önce internetteki bir kitapçıdan almıştım. Dünya Klasiklerinde kampanyaları vardı ve fiyatları gayet uygundu ben de birkaç tane klasik satın almış ve ilk olarak Suç ve Ceza'yı okumuştum. Sıra Karamazov Kardeşler'e biraz geç de olsa geldi ve sonunda kitabı okudum.
Bir kitap klasik olmuşsa bir sebebi vardır diye düşünüyorum, Dostoyevski'nin karakterlerinin psikolojik derinliklerine iniş tarzı beni çok etkiliyor bunu anladım.

Ama bu kitapla ilgili bir sorunum oldu, o da yayınevi. Meğer bir klasik okurken yayınevi ve çeviriye ne kadar dikkat etmek gerekiyormuş. Bunu anlamam kitabın 2. cildine başlarken oldu. İlk cildi okurken beni rahatsız eden bazı imla hataları vardı ama 2. cilde başlarken gördüğüm hata bana yayınevinin ciddiyetsizliğini ispatlamış oldu.

Yayınevinin adı ''Kum Saati Yayınları'', kapağın sağ altında logosunu görüyorsunuz. Şimdi aşağıdaki fotoya bakın lütfen.

İç sayfada gördüğünüz gibi yayınevi kendi adını yanlış basmış ''Kus Saati Yayınları'' !!

Hatalar iç sayfalarda da bazı kelimelerin yanlış yazımı, ayrı yazılması gereken ''de'' lerin ayrı yazılmayışı gibi birçok imla hatasıyla devam ediyor. Kitap bittikten sonra internette yaptığım aramalarda,  özellikle sözlüklerde, benimle aynı fikirde birçok kişi olduğunu görüp yalnız olmadığımı da anladım. Yayınevi ve çeviren ile ilgili de resmi bir web sitesi maalesef bulamadım, bulsam direkt onlara yazacaktım.

Amacım kimseyi kötülemek değil sadece kitapseverleri uyarmak istedim. Siz siz olun özellikle klasik kitapların yayınevlerine ve çevirilerine dikkat edin. Ben bundan sonra öyle yapacağım.

SON İZLEDİĞİM

İzlediğim filmler okuduğum kitaplardan daha fazla maalesef. Son izlediğim filmle film listeme başlıyorum.


ORPHAN - 2009
Korku filmi izlemeye bayılırım. Ama beni korkutan film de pek olmamıştır iddia ediyorum :)


Bu filmde iki çocuklu bir çift tarafından evlat edinilen yetim bir çocuğun yarattığı gerilim dolu hikayeyi izliyoruz.


Korkunç olmamakla birlikte gerilim türünde, içinde bazı klişe gerilim sahneleri de olsa bence izlenesi bir film. Özellikle başroldeki yetim çocuğu canlandıran Isabelle Fuhrman filmin yıldızıydı. Filmin sonunu tabi ki söylemeyeceğim ama en etkili yeri sonuydu demeden de kendimi alamıyorum.